ALDATILMANIN ACISI BİTER Mİ?

ALDATILMANIN ACISI BİTER Mİ?

Son günlerde aldatılma nedeniyle başvuran erkek danışanlarımda belirgin bir artış var. Kadınlar daha mı sık aldatmaya başladılar? Sanmıyorum… Kadınlar da erkeklerde aynı sıklıkta aldatıyorlar kanımca… Ancak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki metropollerde yaşayan erkek nüfusun psikolojik danışma ve yardım alma davranışında belirgin bir şekilde bir artış var. İşte bu danışanlarımdan biriydi karşımda ağlamaklı duran; 15 yıllık evlilik ilişkisinin son üç dört ayından beri kendisinden belirgin bir şekilde uzak duran eşinin, telefonunu elinden düşürmediğini, başta whatsapp olmak üzere telefonlarda kullanılan online sohbet uygulamalarını aşırı kullandığını ve hatta kızkardeşimle konuşuyorum derken başka birileriyle konuştuğunu farkettiğini, bu duruma savunma olarak da ‘internette blog yazıyorum’ bahanesini kullandığını anlattı. Bütün bunları anlatırken de gözyaşlarını tutamıyordu. Yine de şununla avunuyordu ‘internette okudum aldatılmanın acısı iki üç haftada geçermiş’.

Klasik travma süreci açısından değerlendirirsek evet bu mümkün olabilir. Çünkü klasik travma yaklaşımı şu evreleri öngörür.

İlk Evre: Şok ve İnkar

Kişi bu dönemde aşırı bir üzüntü çektiğinden dolayı altaıldığını bir türlü kabullenmek istemez. Kişi bu dönemde aynı zamanda çok yalnız kalacağını düşünmek istemediğinden de aldatılmayı kabullenmeme yoluna başvurabilir. Özellikle aldatan kişi, uun yıllardır birlikte olunan bir eş ise kişi eskiden gelen alışkanlıklarından dolayı bu süreci kabullenemez ve ilişki sağlıklı görünürken yaşananları tekrar edebilir. (Ona çiçek alma, elbiselerini ütüleyip hazırlama, telefonuna mesajlar bırakma gibi).

İkinci Evre: Sıkıntı Hali ve Sosyal Geri Çekilme

Kişi bu dönemde aldatılmayı daha çok kabullenmiş bir haldedir. Fakat buna rağmen yaşam standartları çok düşüktür. Örneğin kişi işe gitmede büyük zorluk yaşayabilir, işe gidemeyebilir ya da gitse de rahat ve huzurlu olamaz ve işinde verimli olamaz. Arkadaşlarıyla iletişime geçmeyi reddeder, bazen en yakınıyla bile konuşmaktan çekinir. Kişi kendi öz bakımını bile aksatabilir, örneğin banyo yapmak istemeyebilir. Bu durumun uzaması, kişinin depresyona girme olasılığını oldukça arttırır.

Üçüncü Evre: Yeniden Yapılanma

Aldatılan kişi, birinci ve ikinci evreyi olması gerektiği gibi atlatırsa ve ikinci evreden belli bir süre sonra depresyona girmeden çıkarsa, kendiliğinden yaşama uyum sağlayacaktır. Eski hayatındaki rollerine geri dönebilecek, sosyal ilişkilerini yeniden kurabilecek ve iş ya da akademik hayatına devam edebilecektir.

Klasik travma yaklaşımı bunları öngöredursun; gerçek aslında tamamen farklıdır. Aldatılan kişi tüm evreleri yüzeyde tamamlamış gibi görünse de darbe alan ilişikilere güveni nedeniyle aslına bir daha kolay kolay kimselere güvenemez hale gelir. Artık her erkek ya da kadın onun için potansiyel aldatılma kaynağı ya da potansiyel aldatandır. Yeni girdiği ilişikilerde uzun süre şüphecilik ve güvensizlik yaşar. Gereksiz ve çoğunlukla abartılı kıskançlık nöbetlerine girebilir. Tam tersi bir şekilde kurban olma psikolojisinden kurtulmak adına partnerlerini aldatmaya başlayabilir. Çünkü aldattığı süre boyunca kendini av değil avcı gibi görecek ve bununla avunacaktır. Bu nedenle klasik travma ya da yas aşamalarından farklı olarak ilişikilerinde tekrar mutlu olmak isteyen kişiler mutlaka ama mutlaka alanında deneyimli bir klinik psikologtan terapi almalıdırlar. Aksi taktirde artık tekrar tutunamadığı ilişikiler ve bu ilişkilerin beraberinde getirdiği sosyal ve duygusal sıkıntılar nedeniyle kişiyi mutsuz bir yaşam beklemektedir.

Bu yüzden; klinik katı tanımlamaların dışında hayatı ve insanı ön plana çıkartmayı kendine ilke edinmiş bir psikolog olarak size tavsiyem, aldatılma durumunda gerekirse sizi aldatan kişiyle birlikte olmak üzere psikolojik destek almaktan çekinmeyin ve bunu da utanılacak sıkılacak bir durum olarak görmeyin. Unutmayın ki; mutlu olmak hayattaki en büyük başarıdır.

Featured Posts
Recent Posts
Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic

​© 2023 by Psikolog Dr. Murat SARISOY

Psikolog Dr. Murat SARISOY Türk Psikologlar Derneği ve Türk Psikolojik Danışma Derneği üyesidir.

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Google+ Social Icon